Hukuki işlemlerin sonuç doğurabilmesi çoğu zaman bu işlemlerden ilgililerin haberdar edilmelerine bağlıdır. İlgililerin bu işlemlerden resmî olarak haberdar edilmelerinin yolu kişilere tebligat yapılmasıdır.
Devletin adli, idari ve mali faaliyetlerinin etkin şekilde yürütülmesinde ve bu işlemlerin muhatapları olan ilgililerin hukuk süreçleri hakkında bilgilendirilmesinde tebligat hukuku ve tebliğ usulleri önemli rol oynar.
PTT tarafından yayımlanan “Tebligat İşletme Usul ve Esaslarında” yapılan tanıma göre, “Tebligat, hukuki işlemlerin kanunda öngörüldüğü şekilde muhatabına veya muhatap adına kabule kanunen yetkili şahıslara yazılı olarak bildirimi ve bu bildirimin yapıldığının belgelendirilmesi işlemini ifade eder” (TİE m. 4/I/ğ).
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan tanıma göre, “tebligat yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usule uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir” (AYM, 19.9.2019, 2018/144 E., 2019/72 K., RG 26.11.2019 T., 30960 S.).
Kısacası tebligat, hukuki bir işlem hakkında ilgili kişilerin bilgilendirilmesi amacıyla, mevzuatta belirlenen yetkili merciler tarafından yazılı olarak, ilanen veya elektronik ortamda yapılan bildirim ve bu bildirimi belgelendirme işlemi olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere tebligatın önemli iki unsurundan biri bilgilendirme diğeri ise belgelendirmedir. Bilgilendirme tebligat işleminin maddi unsuru olarak tebligatın içeriğini gösterir. Belgelendirme ise tebligatın şeklî unsuru olup bilgilendirmenin kime, nerede, ne zaman ve ne şekilde yapıldığını gösterir.
Tebligat hukukunun başlıca kaynakları şunlardır:
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu
- Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik
- Elektronik Tebligat Yönetmeliği
- Yukarıdaki genel düzenlemelerden başka 5584 sayılı Posta Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gibi genel kanunlarda da tebligata ilişkin hükümler yer almaktadır.
Tebligat kural olarak PTT tarafından yapılır (TY m. 4).
Muhatap, genel olarak tebligat yapılacak kişi olarak tanımlanabilir. Tebligat bakımından muhatap ise asil veya onun adına kanuni veya iradi temsilci olarak tebligat yapılabilecek kişilerdir. Örneğin bir davadaki taraflar, müdahiller, tanıklar, sanıklar veya icra takibindeki alacaklı, borçlu veya üçüncü kişiler ile bu kişilerin kanuni ve iradi temsilcileri muhataptır.
Tebliğ memuru muhatabın gerçekte o kişi olup olmadığını tespit etmek için kimlik isteme ve inceleme yetkisine sahiptir. Tebliğ memuru, tebligat yaparken muhatabın veya Yönetmelik’e göre onun adına tebliğ yapılacak kişilerin kimlikleri ile Yönetmelik’te belirtilen şartları taşıyıp taşımadıklarını da incelemeye yetkilidir (TY m. 36).
Öncelikle muhatap gerçek veya tüzel kişi olabilir. Gerçek veya tüzel kişinin vekil ile temsil edilmesi durumunda ise muhatap kişinin vekilidir ve kanunlarda bizzat asile tebligat yapılması öngörülen istisnai hâller dışında mutlaka vekile tebligat yapılmalıdır (TK m. 11). Asile tebligat yapılması geçersiz olup tebligata bağlanan sonuçlar doğmaz.
Muhatap yerine bir başkasına tebligat yapılması ancak Kanun’da öngörülen hâller ve kişiler bakımından mümkün olabilir.
Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüş itibarıyla on sekiz yaşından aşağı olmaması ve açık bir şekilde ehliyetsiz bulunmaması gereklidir (TK m. 22; TY m. 34). Bu nedenle muhatap yerine tebligat yapılacak kişi yaş ve ehliyet şartını sağlamalı, tebligatın önemini anlayabilecek ve muhataba ulaştırabilecek durumda olmalıdır. Bu nedenle akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya diğer bir hastalık ya da engel sebebiyle kendisi ile anlaşma imkânı olmayan kişiye tebligat yapılmaz (TY m. 34, II).
Tebligat Kanunu’na göre tebligata elverişli yer, kural olarak muhatabın bilinen en son adresidir. Bununla birlikte muhataba bilinen en son adresi dışında başka bir adreste veya yerde de tebligat yapılabilir. Muhatabın bilinen en son adresinin tespit edilememesi veya bu adresin tebligata elverişli olmaması durumunda ise muhataba adres kayıt sisteminde kayıtlı yerleşim yeri adresinde tebligat yapılır. Muhatabın adresi meçhulse son çare ilanen tebligat yapılmasıdır.
Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır (TK.m.10/I; TY m.16). Tebligat adresi bakımından önemli olan muhataba ulaşılabilecek ve muhatapla doğrudan bağlantı kurulabilecek bir adresin mevcut olmasıdır. Muhatabın bilinen en son adresi tek bir adres olabileceği gibi birden fazla adres de bilinen adres olarak kabul edilebilir Birden fazla bilinen adres varsa tebligat bu adreslerden yalnız birine çıkarılmalıdır.
Bilinen en son adresin tespitinde tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır (TK. m.10/I; TY m.16/I). Örneğin, icra takibinde alacaklı tarafından takip talebinde bildirilen adresi, icra takibinde borçlunun ödeme emrine itiraz dilekçesinde bildirdiği adres, taraflar arasında sözleşme varsa bu sözleşmede belirtilen adres tebligat adresinin belirlenmesinde dikkate alınır. Bilinen en son adresin belirlenmesinde muhatabın beyanı da dikkate alınabilecekse de muhatap tebligatın sadece beyan ettiği adrese yapılmasını isteyemez; daha doğrusu bu talep tebligatı çıkaran merci için bağlayıcı değildir. Muhatap adresini değiştirir ve yenisini tebligatı çıkaran mercie bildirirse artık yeni adres bilinen en son adres olarak kabul edilir.
Uygulamada muhatabın bilinen en son adresinin tespit edilememesi, bu adresin tebligata elve- rişli olmaması nedeniyle hukuki süreçlerin yürütülmesinde yaşanan sorunları engellemek amacıyla adres kayıt sistemi oluşturulmuştur. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın “Adres Kayıt Sisteminde (AKS)” bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır; ayrıca başka bir adres araştırması yapılmaz (TK. m.10/ II; TY m.16/II). Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine tebligat yapılması için tebligatı çıka- ran merci tarafından tebligat evrakı üzerine adresin AKS adresi olduğuna dair açıklama yazılır.
Bu durumda, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve teslim alanın adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır (TK m.21/II). Muhtar, ihtiyar heyeti azası, zabıta amir ve memuru yukarıdaki fıkralar uyarınca kendisine teslim edilen evrakı kabul etmeye mecburdur (TK m.21/III).
Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine tebligat hükümleri sadece gerçek kişiler için uygulanabilir. Tüzel kişilere AKS adresinde tebligat yapılamaz. Zira AKS sistemi gerçek kişiler bakımından düzenleme içermektedir.
Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine tebligat yapılabilmesi ve TK m.21/II’nin uygulanabilmesi için bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının tebligatı çıkaran merci tarafından tespit edilmesi gerekir. Başka bir deyişle önce bilinen en son adrese (hatta bilinen en son adres AKS adresi olsa dahi) normal yolla tebligat yapılmalıdır. Normal yolla tebligat çıkarılmadan doğrudan TK m. 21/II uyarınca tebligat yapıldığı şerhi ile AKS adresine tebligat yapılamaz. Muhatabın bilinen en son adresinin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ve tespit edilmesi zorunlu şarttır: Yargıtaya göre, bu şartın dikkate alınmaması AY’ın 36’ncı maddesindeki hukuki dinlenilme hakkına aykırı olur.
“Tebligat Kanunu’nun 10.maddesine eklenen ikinci fıkra ile gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. İlk defa bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki adres de Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, tebligat, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine başka adresi bilinmiyor diyerek doğrudan 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması doğru olmaz. Bu davranış Anayasanın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi aynı zamanda özünde cezalandırmayı da amaçlayan bir düzenleme içermektedir. …. Somut olayda şikâyet konusu yapılan tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesi göz ardı edilerek, takip talebinde ve ödeme emrinde, borç- lunun adresi Mernis adresinden farklı bir adres olarak gösterildiği halde bu adrese önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan TK.’nun 2l/2. maddesine göre Mernis adresine tebligat çıkartıldığı ve dolayısıyla bu tebligatın yukarıda açıklanan usule aykırı bir tebligat olduğu görülmektedir.” (Yargıtay 12. HD, 19.9.2013, 21372/29142)
Muhataba öncelikle bilinen en son adresinde tebligat çıkarılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın mümkün olmaması halinde, kişinin AKS adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve buraya tebligat çıkarılması gerekir. Böylece iki aşamada tebligat gerçekleşmiş olur. Bilinen en son adresle AKS adresinin farklı olması halinde, bu içtihadı birleştirme kararına konu tartışma bakımından varılan sonuç, AKS adresine tebligat yapılması için bu adrese öncelikle normal yolla tebligat yapılmasının gerekli olmamasıdır.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 2019/2 E. ve 2020/3 K. sayılı kararı olup “…Muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bu adresten farklı olması halinde adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Mernis adresi şerhi verilerek tebligat kanununun 21/2. Maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılmasının yeterli olduğuna öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkartılmasının gerekmediğine …” şeklindedir.
AKS adresinin güncel ve sağlıklı tutulması konusunda kişilerin sorumluluğu bulunmaktadır. Kişilerin adres değişikliklerini bildirmemesi ve güncellememesi hukuk düzeni tarafından korunmamaktadır. Tebligat Kanunu madde 21/2’ye göre tebligat yapılabilmesinin şartı, öncelikle muhatabın bilinen en son adresine tebligat çıkarılması ve tebligat yapılamadan merciine iade edilmesidir. Bu koşulun gerçekleşmesinden sonra, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılacak tebligatta ise önce normal tebligat yapılması gerekli değildir.
Uygulamada bazı posta memurlarının AKS adresine yapılan tebligatta adrese gitmeden evrakı doğrudan Tebligat Kanunu m. 21/2’ye göre kapıya bırakabilecekleri konusunda Tebligat Kanunu’nda bir düzenleme olmadığı gibi böyle bir uygulama varsa da açıkça kanuna aykırıdır. Tebliğ memurunun tebligatı Kanun ve Yönetmelikteki usule uygun olarak yapması ve aynı zamanda bunu tutanakla belgelendirmesi gerekir. Usulüne uygun olarak m. 21/2′ ye göre tebligat yapılması halinde muhatabın hukuki dinlenilme hakkı yerine getirilmiş sayılmalıdır.
O halde aşamalar şu şekilde sıralanabilir:
- Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının, tebligatı çıkartan mercii tarafından tespiti durumunda, muhatabın mernis adresi bilinen en son adres olarak kabul edilecek ve tebligat bu adrese yapılacaktır. Bu halde, muhatabın bilinen en son adresi olarak kabul edilen adrese çıkartılacak tebligat, NORMAL yolla gönderilecektir. Başkaca adres araştırması yapılamayacaktır.
- Bilinen en son adrese çıkartılan NORMAL tebligatın iade edilmesi halinde de muhatabın AKS’ deki yerleşim yeri adresi bilinen en son adres olarak kabul edilecektir. Bu durumda da başkaca adres araştırması yapılmadan muhatabın AKS adresine NORMAL tebligat gönderilecektir.
- AKS adresine çıkartılacak tebligatın TK md.21/2 hükmüne göre yapılabilmesi için, bilinen en son adrese çıkartılacak ilk tebligatın iade edilmiş olması gereklidir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının tespiti durumunda da tebligatın açık mavi zarfla ve TK md.21/2 hükmüne göre çıkartılabilmesi, maddenin 2. fıkrası gereğince, tebligatın iade edilmesi şartına bağlı olduğundan, bilinen en son adres olarak kabul edilecek olan AKS adresine önce NORMAL tebligat çıkartılacaktır.
Düzenleme bu haliyle, Tebligat Kanunu’nun tebligatın bilinen en son adresle başlaması ilkesinin yanında, bilinen en son adrese çıkartılacak ilk tebligatın mutlaka NORMAL yolla çıkartılması gerektiği ilkesini de kabul etmiş olduğunu göstermektedir.
Tebliğ isteyenin beyan ettiği adres ile muhatabın bildirdiği ya da dosyada bulunan belgelerdeki adresin farklı olması durumunda, tebliğ isteyenin beyanına, tebligatın muhatabın eline ulaşması esas olduğundan, öncelikle bildirimde yer alan veya belgelerde yazılı olan adresle uyumlu olduğu ve dosya kapsamıyla çelişmediği ölçüde itibar edilmelidir.
Tebligatın, muhatabın bilinen en son adresine, bilinen en son adres yasa gereği AKS adresi olarak kabul edilse de NORMAL yolla çıkartılması gerekir. Normal yola alternatif olarak TK md.21/2 hükmü ile açık mavi zarf ile ve üzerinde “AKS / MERNİS adresidir” şerhi yazılı şekilde tebliğ etmek de mümkündür.
MADDE 21- (1)Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut “zabıta amir veya memurlarına” imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbar- namenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
(2)Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
(3)Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki “fıkralar” uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.
Tebligat Kanunu’nun 1. fıkrasında tebligatın, muhatabın ya da muhatap adına tebligatı alabilecek kişilerin hiçbirisinin adreste bulunmaması nedeniyle muhatap ya da onun adına tebligat alabilecek kişilerin imzasına tebliğ edilememesi hali ile muhatap ya da muhatap adına tebligat alabilecek kişilerin tebligatı almaktan imtina etmeleri halinde yapılacakları düzenlemektedir.
Bu durumda tebligat memuru, tebligatı muhtara ya da zabıtaya imza karşılığı teslim edecek ve durumu muhatabın kapısına yapıştıracağı İHBARNAME’ ye yazacaktır. Ayrıca, komşuları ya da yönetici veya kapıcıyı da bu durumdan haberdar edecektir.
Tebligat Kanunu md.21/1’ e göre yapılacak tebligatta şu unsurlar birlikte yer almalıdır:
a) Muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın muhatap ya da onun adına tebligat alabilecek olanların (kısa süreyle) adreste bulunmamalarından ötürü onların imzasına tebliğ edilememesi ya da muhatap ya da muhatap adına tebligat alabilecek kişilerin tebligatı almaktan imtina etmeleri ve tüm bu hususların (adreste bulunmama nedeninin, haber verilenin sıfatı ile isminin, tebligatın teslim edildiği makam ile haber verilen kişinin kim olduğunun) hem tebligat parçasına ve hem de kapıya yapıştırılacak ihbarnameye anlaşılır bir şekilde yazılmış olması,
b) Tebligatın muhtar ya da zabıta imzasına teslim edilmiş olması,
c) Muhatabın kapısına ihbarname yapıştırılmış olması.
Bir yenilik olarak getirilen Tebligat Kanunu md.21/2 hükmü, tebligat adresinin muhatabın AKS adresi olması halinde, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış (taşınmış) olsa dahi tebligatın o adreste yapılacağını düzenlemektedir.
Bu durumda tebligat memuru,
a) Tebligatı muhtar veya zabıta imzasına tebliğ edecek,
b) Tebligatı alanın (isim ve) adresini içeren ihbarnameyi adresin kapısına yapıştıracaktır.
Tebligat Kanunu md.21/2 hükmüne göre çıkartılmış tebligat, doğrudan kapıya yapıştırılarak yapılmayacak, tebligat memuru normal tebligatlarda olduğu gibi kapıyı çalacak, muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin adreste olmaları halinde tebligatı imza karşılığı bu kişilere yapacak ve kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin TK md.20 hükmüne göre muhatabın geçici olarak adresi terk ettiğini beyan etmeleri ve fakat tebligatı almaktan imtina etmeleri durumunda, tebligat 15 gün sonra yapılmış sayılacaktır. Söz konusu 15 günlük ek süre imtina haline mahsus olup, imtina edilmeden tebligat imza karşılığı alınmışsa, tebliğ tarihi imza tarihi olarak kabul edilecektir.
TK md.21 / 2 usulüne göre açık mavi tebliğ zarfı ile ve üzerinde “AKS adresidir” şerhi bulunmak kaydı ile çıkartılan tebligatlar;
- Öncelikle muhatabın adreste oturup oturmadığı kontrol edilerek ve kendisi veya kendisi adına tebligatı kabul edebilecek kişilerin adreste olmaları durumunda, bu kişilere İMZA karşılığında;
- Muhatabın adresi geçici olarak terk etmiş olduğu (hastaneye yatması, yurt dışına çıkması vd.) hallerde, muhatap adına tebligatı alabilecek kişilerin bu hususu beyan etmelerine rağmen, tebligatı almaktan imtina etmeleri durumunda ise Teb.K.md.20 hükmüne göre, muhtar ya da zabıta imzasına ve tebligatın kapıya yapıştırma tarihinden 15 gün sonra yapılmış sayılacağı kuralına göre;
- Muhatabın adreste oturduğunun tespit edilmesine rağmen muhatap ya da onun adına tebligat alabilecek kişilerin adreste bulunamamaları halinde 21 / 1 hükmüne göre komşu, yönetici veya kapıcıya haber vermek ve kapıya ihbarname yapıştırmak suretiyle muhtar ya da zabıta imzasına;
- Muhatabın o adreste hiç oturmamış olduğunun ya da adresi sürekli olarak terk etmiş olduğunun tebligat memurunun sadece tebliğ adresi ile sınırlı olarak yapacağı araştırma sonucunda anlaşılması halinde ise, Teb.K.md.21 / 2 hükmüne göre komşu, yönetici veya kapıcıya haber vermeden ve kapıya ihbarname yapıştırmak suretiyle muhtar ya da zabıta imzasına yapılacaktır.
Gösterilen adres kişinin adres kayıt sistemindeki yani mernis adresi olmasına rağmen kişi ilgili yerde hiç bulunmamış veya o yerden sürekli olarak ayrılmış olabilir. Bu durumda tebliği yapacak memur ilgili evrakı yerleşim yerinin muhtarlığına teslim eder. Tebligatın muhtara veya başka bir görevliye yapıldığına dair bilgi içeren ilgili ihtarname binanın kapısına yapıştırılır. Tebliğ tarihi, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih olarak sayılır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Esas No: 2020/15-548 Karar No: 2021/279 sayılı kararında adreste bulunmama sebebinin tebliğ mazbatasına yazılmamış olmasını tebligatın usulsüz tebligat olarak nitelendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Mahkeme, savcılık, icra müdürlüğü gibi resmi kurum ve kuruluşlar tarafından gönderilen tebligatlarda, ya da trafik cezalarında posta geldiğinde adreste kimsenin olmaması halinde, postacı kapıya haber verme kağıdı yapıştırır, evrakı da mahalle muhtarına bırakır. Bu tebligatlar geçerlidir. Çünkü 7201 sayılı Tebligat Kanunu 21 inci maddesi uyarınca, haber verme kağıdının kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilmektedir.
Kanun ve Yönetmelik uyarınca, tebligat kural olarak çalışma gün ve saatlerinde yapılabilir. Bununla birlikte gece vakti de tebligat yapılabilir (TY m. 54). Gece vakti tebligat yapılması için hâkimin iznine veya muhatabın rızasına ihtiyaç yoktur. Resmî ve adli tatil
günlerinde de tebligat yapılması mümkündür (TK m. 33; TY m. 55).
Hafta sonu ve resmî tatillerde dağıtılamayan tebliğ evrakı, takip eden ilk iş günü dağıtıma çıkarılır.
Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatlık bürosunda tebligat yapılacaksa ancak resmî çalışma gün ve saatlerinde yapılabilir (TK m. 11/II).
Baroya kayıtlı avukatlara öncelikle elektronik tebligat yapılması zorunludur. Zorunlu neden- lerle elektronik tebligat yapılamaması durumunda yazılı tebligat yapılabilir.
Kişinin Kendisine Tebliğ Edilmeyip Muhtara Bırakılan Tebligat Bağlayıcı mı?
7201 sayılı Tebligat Kanununa göre resmi kurum ve kuruluşlar, mahkemeler, icra daireleri tarafından muhataba (ilgili kişiye) gönderilen ve postacı tarafından muhtara bırakılan tebligatın o gün itibariyle ilgili kişiye tebliğ edilmiş sayılması yani geçerli kabul edilebilmesi için bazı şartlar olduğu gibi, 20 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da muhtara bırakılan tebligatın geçerli sayılma şartları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20/11/2020 Tarihli ve E: 2019/2, K: 2020/3 Sayılı Kararı)
Postacı Tarafından Muhtara Bırakılan Tebligatın Geçerli Sayılma Şartları
7201 sayılı Kanun hükümleri ve söz konusu Yargıtay içtihadı birleştirme kararına göre;
1- Tebligat yapılacak kişinin kendisi veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri (yakını, çalışanı gibi) gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse (tebligatı teslim almak istemezse), tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı ancak o zaman o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine teslim edebilir. Dolayısıyla postacının, önce kişinin tebligatta yer alan adresine gitmesi, kapıyı çalışması, kapıyı açan olmazsa veya kapıyı açan olsa bile tebligatı almak istemezse o zaman tebligatı muhtara bırakması gerekir. Postacının ilgili kişinin adresine gidip kapısını çalmadan doğrudan muhtara bıraktığı tebligat geçerli değildir.
2- Sadece postacının ilgili kişinin adresine gidip kapısını çalmış olması yeterli olmayıp, postacının ayrıca tebligatın muhtara bırakıldığına dair ihbarnameyi binanın kapısına yapıştırmış olması, ilgili şahsa haber vermesi için en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da durumu bildirmiş olması gerekir.
3- Eğer muhtara bırakılan tebligat kişinin MERNİS adresine gönderilmiş bir tebligat ise ve tebligatı gönderen kurum, kuruluş, mahkeme veya icra dairesi kayıtlarında ilgili kişinin MERNİS adresinden başka adresi de varsa, önce kişinin bilinen en son adresine tebligat gönderilmiş ve o tebligatın iade edilmiş olması gerekir. Bu şarta uyulmadan doğrudan ilgili kişinin MERNİS adresine gönderilmiş ve muhtara bırakılmış tebligat geçerli sayılmaz. Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’te; bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgelerin esas alınacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri (MERNİS) adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı belirtilmiştir.
KAYNAK:
- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/398137#:~:text=Bir%20yenilik%20olarak%20getirilen%20Teb,tebligatın%20o%20adreste%20yapılacağını%20düzenlemektedir.
- https://ets.anadolu.edu.tr/storage/nfs/HUK207U_2021/ebook/HUK207U_2021-20V1S1-8-0-0-SV1-ebook.pdf
- https://www.isvesosyalguvenlik.com/muhtara-birakilan-tebligatin-gecerli-sayilmasi-icin-sartlari-var/
Av. Merve ÖZDEMİR & Stj. Beyza BERKER
